24 Aralık 2013 Salı

Köpeklerimiz Neden Kuru Mama Yemeliler?

Çoğu köpek sahibi kuru mama yedirerek köpüşüne işkence ettiğini, hep kuru gıda yedirerek ona zarar verdiğini düşünür. "Biz her gün aynı yemeği mi yiyoruz?" diyerek öğünlerini çeşitlendirmek ister. 

Tamam, biraz evsel gıdalar verilmelidir. Ancak 
kaliteli bir kuru mamada (Super / High Premium) köpeğinizin ihtiyacı olan her şey vardır. Ek gıdaya gerek yoktur. 


Bazen ek gıda verirken aslında kuru mamada da bulunan maddenin aşırı yüklemesi sonucu istenmeyen 
rahatsızlıklar oluşabilir. Örneğin köpek sahipleri bazı hastalıklardan korunmak için mamaya kalsiyum takviyesi yaparak aslında bu rahatsızlıklara neden olmaktadırlar.


Büyük ırk köpeklere fazla kalsiyum verilmesi kemiklerin gelişimini olumsuz etkilemekte hatta durdurabilmektedir. 

Böyle olunca kemikler zayıf kalır. Aşırı kilo 
alımı sonucunda da zayıf olan kemikler bu yükü kaldıramaz ve kemiklerde eğrilik ve kırılmalar şekillenebilir. Yani özellikle ek gıda alımında veterinerinize danışmadan bir şey kullanmamalısınız.

Kuru mamaların  içeriklerinde tüy ve deri sağlığından; kas ve kemik gelişiminden; diş sağlığına kadar koruyucu bir çok madde vardır.


Kuru mama tüketen bir köpeğin dışkısında sürprizle karşılaşmazsınız. Dişleri maksimum derecede temizlenecektir. Evsel öğünlere göre size daha az bulaşık çıkacak böylece evde tasarruf sağlayacaktır.  


Ticari mama üreticileri tüketimi sağlamak adına mamaların gelişim açısından gerekli olan bütün unsurları dengeli bir şekilde ve yeterli miktarlarda içermesine özen göstermektedirler. 
*Gelişim döneminde kuru mama kullanmaya özen gösteriniz. 
İlla ki evsel gıdalarla beslemek istiyorum diyenler; vitamin, kalsiyum, fosfor vb. maddelerle ilave yapmak durumundadırlar. Evde ona özel hazırlanmış yemeklerle beslenen köpeklerde takibi zor sağlık sorunları olasıdır. 
Elbettte kuru mamaların içeriğini çok iyi biliyoruz diyemeyiz. Ancak piyasada adı sık geçen, fiyatına göre ve ürün yorumlarına göre yüksek sıralarda yer alan, ürün içeriğinin tahıl seviyesi düşük, içeriğinde et unu yerine gerçek et olan dengeli sebze içeriğine sahip mamalar tercih edilmelidir. 


Genel olarak kuru mama köpekler için en iyisidir. Köpeğinize faydalı gelen kuru mamayı veterineriniz ile birlikte siz seçmelisiniz. Her ırk ve boyuttaki köpek için özel formüle edilmiş mamalar tercih edilmelidir. 


Özellikle yavru / yetişkin kullanımına dikkat edilmeli, gelişim dönemi sonlanana kadar yavru köpek maması kullanılmalıdır. 

Gelişim dönemi sonrası haftada bir kaç gün kaçamak yapılabilir, evden ona özel hazırlanmış yiyeceklerle köpeğinizi ödüllendirebilirsiniz. :)

Kuru mama tüketimi esnasında köpeğinizin yanında daima içilebilir nitelikte temiz su bulundurmalısınız. 

Yapılacak yanlış besleme, köpeğinizde gelişme bozukluklarına neden olabileceği gibi, hayatı boyunca kalacak problemlere de yol açabilir. Özen gösterilmelidir. 




ALINTI:KONTLİKYA 

21 Ocak 2013 Pazartesi

Yavru Köpeğinizin Tuvalet Eğitimi

Eve aldığınız yavru köpeğin sık sık eve çiş ve kaka yapmasından şikayet ediyorsanız, ona tuvaletini tutmayı öğretmelisiniz.
İdrar kesesindeki kaslari henüz tam olarak gelişmediğinden köpeğiniz idrarını tutamayabilir. Bu yüzden de evin hemen her yerine çişini yapabilir. İşe alkol bazlı bir temizlik maddesi ile evinizi ve özellikle de çiş veya kaka yaptığı yerleri temizlemekle başlayın.
 
Tuvalet eğitimine, köpeğiniz yaklaşık dört haftalık olduğunda başlayabilirsiniz. Ona bir oda ya da odanın bir bölümünü ayırın. Burası artik onun yemeğini yediği ve uyuduğu yuvası olsun. Yemeğini ve suyunu günde 3-4 kez olmak üzere belli öğünlerde verin. Öğünlerin saatleri mümkünse aynı olmalı ve öğünler arasında beslenmemelidir. Bu dönemde köpeğinizin evin diğer bölümlerine girmesine izin vermeyin.
 
Yavru köpekler tuvalet ihtiyaçlarını genellikle uykudan uyandıkları zamanlarda veya yemeklerini yedikten yaklaşık bir saat içerisinde gidermek isterler. Her yemekten veya uykudan uyandıktan sonra köpeğinizin odada yerleri kokladığını gördüğünüz ya da tuvaletini gidereceğini anladığınız anda, onu aynı odanın bir başka köşesine hazırladığınız bir kaç gazete üzerine koyun ya da bahçeye çıkartın. Yavru sizin istediğiniz yere tuvaletini yaparken yumuşak bir ses tonuyla ona olumlu bir şey yaptığını hissettirin. Odada bulunan kirlenmiş gazeteyi de en alta yerleştirin ki bir dahaki sefere çiş yapacağı yeri kolayca bulabilsin.
 
Dışarı çıkma veya gazeteyi kullanma eğitimleri istediğiniz düzeyde devam ediyorsa iki haftalık bir süre sonunda köpeğinizin evin diğer bölümlerini tanımasına gözetim altında olmak kaydıyla izin verebilirsiniz. Burada amacınız , evinizin aynı zamanda onun yuvası olduğu bilincini vermeniz olmalıdır. Çünkü köpekler yaşadıkları yuvaya pislemezler.
 
Bütün bu çabalarınıza rağmen köpeğiniz gazeteye yapmayı öğrenemiyorsa, istemediğiniz yerlere tuvaletini yapıyorsa çareleriniz tükenmiş değildir. Gazete üzerine dökeceğiniz idrar esansları size yardımcı olacaktır. Eğer onu çiş yada kaka yaparken yakaladıysanız, asla onu dövmeyin, sadece otoriter bir ses tonuyla uyarıp, yine de yapmasını istediğiniz yere götürün. Onu korkutmak, burnunu sürtmek faydasız yöntemler olacağı gibi, köpeğinizin size güveninin sarsılmasına neden olacaktır.
 
Özet olarak yavru köpeğinize yemeklerini günün belli saatlerinde verin. Her yemekten sonra veya yavru uykudan uyandığı zaman, onu yapmasını istediğiniz gazetelerin üzerine koyun ya da bahçenize çıkarın. Tuvaletini tutmayı ögrendiği zaman onun evin diğer bölümlerine girmesine izin verebilirsiniz.
 
Yine de başarısız olduğunuzu düsünüyorsanız bir Veteriner Hekim'e danışın. Unutmayın ki tuvalet eğitimi yavru ile sahibi arasındaki iletişimin en önemli aşamasıdır.
Alıntıdır.

3 Ocak 2013 Perşembe

Evimizdeki Can: Kedilerimiz...


  Eve bir kedi almaya karar verdin, sizinkileri kandırdın  veya kandırmak üzeresin... Dikkat! Büyük bir sorumluluk aldın... Farkında  mısın? Evet çok şirinler, ama bir o kadar da zorlar. Her şeyden önce, bu  aslında evlerinde herhangi bir evcil hayvan bakmaya karar verenlere de en  önemli uyarı, evine süs eşyası almıyorsun! Evine bir canlı alıyor ve onunla  yaşamaya karar veriyorsun. Üstelik bu canlı, etrafındaki diğer canlılar gibi,  isteklerini sözle ifade edemiyor. Dolayısıyla istek ve ihtiyaçlarını anlamak  zorundasın.
 
Bu uyarıdan sonra kedilere özel diğer uyarılara devam  edelim. Tuvalet alışkanlıkları, o meşhur tırmalamaları, önüne gelen her şeyi  eşeleme merakı, tüy dökme problemleri... Tamam, çok göz korkutmayalım, her şeyin  bir çaresi var.Kediler dünyada bulunan en zeki hayvanlardan biridir.  Dolayısıyla çoğu kedi, eğitime olabildiğince açıktır.
 
 
Tuvalet alışkanlığı için geniş bir kum kabına ihtiyaç var.  Kumu koymadan önce kaba bir naylon sermek, kabın temizliğinde sana yardımcı  olacak bir ipucu.

Kedilerimizin tırnakları bildiğin gibi sivri ve zarar  vericidir. Ama bir yandan da onların savunma araçlarıdır, doğaları gereği. Bu  yüzden kesilmektense, veterinere sadece sivrilen bölümlerini almasını söylemen yeterli  olacaktır. Oyuncu kedilerimiz için evde trmalayabileceği, birlikte  yuvarlanabileceği, ses çıkaran birçok oyuncak alman, hem kedinin iyi vakit  geçirmesi, hem de ev eşyalarının zarar görmemesi için iyi bir yoldur.

Kediciklerimiz gene doğaları gereği tüy dökerler. Mevsimine  göre çok döktükleri de olur. Kötü haber, tüy dökmelerini hiçbir zaman tamamen  durdurmak mümkün değil. İyi haber, doğru bir yaklaşımla, en aza indirmek  mümkün. “Nedir bu en aza indirmenin yolları?” dersen; onu düzenli olarak  taramak, tüy ile ilgili vitaminleri vermek, doğru beslemek ve gerekiyorsa traş  ettirmek.

Traş, özellikle yaz mevsiminde, kedinin de rahatlaması açısından en  iyi çare. Ayrıca ilginçtir ki, evin sıcaklığının fazla oluşu ve aydınlığın  fazla oluşu da, tüy dökülmesini artıran etkenlermiş veterinerlerden  öğrendiğimize göre... Alması gerekenden fazla protein içeren yiyecekler, eksik  vitamin almak gibi beslenme sorunları da; tüy dökmesini artırıcı en önemli problemlerden.  Bir kedinin sağlıklı olup olmadığı, tüylerinden anlaşılır zaten. Parlak tüyler  her zaman sağlığın belirtisidir.

Beslenme demişken, kediciklerimize başından hazır mama  vermek ve onları buna alıştırmak, sağlıkları açısından her zaman daha yararlıdır.  Gıda ihtiyaçları insanlarınkine benzemediğinden, evde yapılan mamalar yetersiz  kalabilir. Veterinerine danışarak, kedinin yaşına, cinsine uygun olan,  profesyonelce hazırlanmış hazır mamalardan almalısın.

Kedin bazen öksürerek kusar ve bir tüy yumağı çıkarırsa,  şaşırma ve korkma... Yalanmayı seven kediler fazla miktarda tüy yutarlar ve bir  kısmını sindiremeyerek, zaman zaman dışarı atarlar. Bu, kedinin sağlıksız  olduğunu göstermez, sağlıklı kedilerin de yaptığı bir harekettir. Ama elbette,  bu durum sıklaşır ve kedini rahatsız ettiğini düşünürsen, veterinere danışmakta  bir sakınca yoktur elbet.

Bir kedi ortalama 12-15 yıl arası yaşar. Ama daha uzun  yaşaması da elbette mümkündür. Sağlıklı ve iyi bakılmış kedilerin, 20-22 yaşına  kadar yaşadığı görülmüştür. Bir yaşını doldurmuş bir kedi, insanlarla  kıyaslarsak, 10-12 yaşında bir çocukla aynı yaşta sayılır. Doğduktan sonraki  ilk 6 hafta, kedi anne sütüne muhtaçtır. Çocukluk dönemi, kedilerin en azgın  dönemleridir. Devamlı oyun oynamak ve etrafı tanımak isterler. Isırmak ve  tırmalamaya en çok bu dönemde ihtiyaç duyarlar. Kediler, en zengin besinleri ve  en temel aşıları bu dönemde almalıdırlar.

1-6 yaş arası, kedin artık bir yetişkindir. Bir kedinin  kişiliği tam bu dönemde gelişir. Kediler çok sokulgan değillerdir. Belirli bir  soğuklukları ve uzaklıkları vardır. Her istendiğinde gelmez, her denileni  yapmazlar. Özgürlüklerine düşkün hayvanlardır. Bu özellikleriyle köpeklerden  oldukça farklıdırlar. Köpek gibi, oyuncu ve sevgi dolu değillerdir. Ağırbaşlı  ve karizmatiktirler. Bu özelliklerini, yetişkinlik dönemlerinde iyice  oturturlar. Eğlenceyi gene severler, oyuncaklarıyla oynamaktan, yaramazlık  yapmaktan hoşlanırlar, ama elbette küçüklük dönemindeki kadar değil. 7 yaşından sonra kedin, artık yaşlı bir kedidir. Eğlence,  her zaman onun için vazgeçilmez olacaktır, insanlar gibi bir ağırlık olmaz pek  kedilerde, ama fiziksel sıkıntılar ve hastalıklar elbette ki baş gösterir.  Yaşlı kediler, yemek konusunda iyice seçici olmaya başlarlar. Bu yüzden  veterineri ile sık sık görüşmekte fayda vardır. Su ihtiyacı, yaşlı kedilerde  çok daha fazla olur. Dolayısıyla bu dönemde bol bol su içmelerine dikkat etmek,  hatta kuru mamadan çok, yaş mamalara geçmek onlar için çok daha iyi olacaktır.

Basit ama önemli uyarılar:
•    Kedini evde yalnız  bırakmak zorundaysan, mutlaka yemeğini, suyunu, oyuncaklarını görünür yerlere  koy ve sakın üç günden fazla onu yalnız bırakma.
•    Süt, kedinin pek sevdiği  bir içecektir ve kedilere sıklıkla verilir. Ama süt, sindirimi zor bir içecek  olduğu için, biraz suyla karıştırarak vermek veya çok sık vermemek, daha iyi  olacaktır. Ayrıca bir içecek olarak süt, asla suyun yerini tutmaz. Kedinin su  kabını kısa aralıklarla tazelemelisin.
•    Mutfakta üzeri açık yemek  bırakmamaya özen göstermek lazım. Kediler meraklıdır, hele ki sıcak yemek  varsa, tehlikeli olaylara sebebiyet verebiliriz.
•    Mutfakta bıçak ve benzeri  kesici aletleri de açıkta bırakmamakta fayda var. Meraklı kedimiz hem oynamak isteyip  kendini yaralayabilir, hem de kullanıyor olduğumuz eşyalarımızı, istemeden  kirletebilir.
•    Mutfak ve banyodaki  makinelerimizin kapaklarının da kapalı durması iyi olur. Küçük şakacılar,  içlerine girmek isteyebilir.
•    Kedilerimizin o güzel  tüylerini sıkça taramayı ihmal etmeyelim!
•    Kulak temizlikleri için  pamuk topları veya uçları pamuklu çubuklar idealdir. Böylelikle  iltihaplanmaları önleyebiliriz.
•    İran kedisi gibi yassı  yüzlü kedilerin yüzleri, cinsleri gereği daha özenli bir temizliğe ihtiyaç  duyarlar. Özellikle göz çevresini her zaman temiz tutmalısınız. Yumuşak ve ılık  suya batırılmış bezlerle göz etrafı silinirse, çok daha sağlıklı ve güzel bir  kedimiz olacak.
•    Kediler sürprizlerden hiç  hoşlanmazlar. Ani olaylar onları korkutur. El çırpmak, ani bağırmalar, ani  sesler kedinin içine kapanmasına ve davranışlarının değişmesine yol açabilir.  Ona güven veren sakin ortamlar sunmalısın. Onlar huzuru severler. Hassastırlar,  bizim fark etmediğimiz birçok şeyi farkedebilirler ve bunlardan etkilenirler.

25 Aralık 2012 Salı

Köpek Hastalıkları

Uyuz hastalığı ve tedavisi

Uyuz bir deri hastalığıdır ve ülkemizde de çok yaygın olarak görülmektedir. Yaygın görülmesinin en büyük sebebi sokak köpekleri diye adlandırılan sahipsiz hayvanların ve pire-kene gibi dış parazitlerin sayısının oldukça fazla olmasıdır. Uyuz hastalığının birçok formu vardır ve oldukça inatçı bir hastalıktır.

En yaygın bulaşma şekli pire ve keneler, direk temas ve dokunma, ortak kullanılan tasma, mama kabı, yatak vb. eşyalar, ortak kullanılan alanlardır. Doğada oldukça yaygın ve kolay bulaşan bir hastalıktır.


Bazı türler sadece kulak kepçesi ve çevresinde, bazıları ise göz ve çevresinde lokal lezyonlar oluşturabilirler. Genelde derinin tüysüz bölgelerinde ve dirseklerden başlayan lezyonlar tedavisi yapılmazsa vücuda yayılırlar ve generalize olurlar.


Uyuz hastalığını yaratan etken derinin epidermis katında veya kıl foliküllerinde yerleşen ve tünel kazarak hareket eden mikroskobik boyuttaki uyuz böcekleridir. Lezyonlu deriden kazıntı yapılarak alınan materyalle hazırlanan preparatlar, mikroskop altında incelendiğinde uyuz etkenleri rahatlıkla görülebilmektedir.


Ülkemizde yaygın bulunan türleri:


- Demodex

- Sarcoptes
- Otodectes
- Notoedres'tir.

Uyuz böcekleri; deri döküntüleri, doku artıkları, kan ve doku sıvısı ile beslenirler. Deride derin ve genelde kaşıntılı lezyonlara sebebiyet verirler. Sadece Demodex türü uyuzda kaşıntı azdır veya hiç olmamaktadır.


Semptomlar:


- Oldukça şiddetli kaşıntı(bazı türler hariç)
- Kızarıklık
- Deride veziküller
- Vücutta yaygın yaralar
- Tüy dökülmesi
- Deride kalınlaşma
- Tüylerin dökülmesi(lokal veya genel)
- Deride ağır bir koku
- Deride kepeklenme ve kabuklanma
- Derinin renginde koyulaşma ve pigmentasyon artışı

Korunma:


- Köpeklerin hijyenik ortamlarda bakımı

- Pire ve kenelere karşı önlemleri almak
- Tüy ve deri sağlığının düzenli kontrolü
- Düzenli fırçalamak
- Sık yıkamamak
- Başka köpeğe ait malzemelerin dezenfekte etmeden kullanmamak
- Beslenmesine dikkat etmek
- Yürüyüş ve gezinti alanlarına dikkat etmek
- Oyun arkadaşlarına dikkat etmek
- Hekiminizin önereceği aralıklarla dış parazitlere etkili banyo solusyonları ile yıkamak
- Düzenli Veteriner Hekim kontrolü

En önemlisi; Vücutta oluşacak bir deri lezyonunda vakit geçirmeden veteriner hekiminize danışmak ve ihmal etmemek gerekir. Çünkü tüm hastalıklar erken teşhisle çok daha kolay ve çabuk tedavi edilebilmektedir.


Tedavi:
 

Tedavisi mümkün olan bir hastalıktır. Tedavide yıkama solusyonları, uyuza etkili enjeksiyonlar, spot on uygulamalar ve oral tedavi yapılabilmektedir. Hekiminiz uyuzun formuna göre tedaviyi seçecek ve uygulamaya başlayacaktır. Genelde iyileşme süreci 4 hafta ile 6 hafta arasıdır. Demodex türü uyuz etkeni foliküllere yerleştiği için tedavisi daha uzun ve zordur. Bu da tedavi sürecinin daha uzun olmasını sağlar. Bazen de uyuz hastalığı; diğer deri hastalıkları ile beraber seyredebilir. Bu durum daha komplike ve daha uzun süreli bir tedaviyi gerektirecektir.

UNUTMAYIN...

Uyuz asla öldürücü bir hastalık değildir ve tedavisi mümkündür.Fakat konunun üzerine eğilmezseniz ve tedavisi yapılmazsa bu hastalıkta bile ölümler olabilmekte ve üzücü durumlarla karşılaşılabilmektedir.

Canımızdan çok sevdiğimiz dostlarımızın sağlıklı ve mutlu olmaları için lütfen onları ihmal etmeyelim. Onların sağlığına ne kadar dikkat ederseniz,onlarla geçireceğiniz günler o kadar uzun ve güzel olur. Veteriner hekimlerimizin tavsiyelerini kulak arkası etmeyelim. Bizler; hem onların hem de sizlerin sağlığı için sürekli olarak yardımcı olmaya ve hizmet vermeye devam ediyoruz.


Bulaşıcı Karaciğer Enfeksiyonu (Hepatitis Contagiosa Canis)


Özellikle yavru köpeklerin daha hassas olduğu virütik bir hastalıktır. Köpek, virüsü aldıktan 4-7 gün sonra klinik bulguları göstermeye başlar. Bazı köpeklerde önemli bir klinik bulgu göstermeden hafif halsizlik ve iştahsızlıkla atlatılabileceği gibi bazen de gene herhangi bir klinik bulgu göstermeden ani ölümle sonuçlanabilir. Hasta köpekte ateş, halsizlik, iştahsızlık, gözyaşı akıntısı, bazen öksürük, burun akıntısı, karında ağrı, sarılık, yumuşak ve kanlı dışkı, gözün üst tabakasında (corneada) matlaşma (mavi gri göz) vücudun bazı bölgelerinde kan oturmaları (kulak, diş eti ve karın altı gibi bölgelerde daha rahat görülebilir) dikkati çeker. Kan oturmaları mevcut köpeklerde bu bulgu şiddetli hale gelebilir ve kan kaybından (özellikle karaciğer kanamasından) ölüm şekillenebilir. Kan tahlilinde pıhtılaşma süresinin azaldığı kan parametrelerinin değiştiği karaciğer enziminin yükseldiği görülür.


Klinik bulgular ve laboratuar bulguların yardımıyla teşhise gidilir. Hastalığın idrar dış ve solunum yoluyla bulaştığı dikkate alınarak muhakkak diğer köpeklerle hasta köpeğin teması kesilir.


Tedavide hafif olaylarda sadece antibiyotik ve vitamin takviyesi yeterlidir. İştahsızlık gösteren hastalara serum takviyesi de yapmak gerekir. Gözünde gri mavileşme olan köpeklerde diğer tedavinin yanında göze antibiyotik bir krem uygulanması gerekir. Eğer kan oturmaları, kan kaybı gibi bulgular varsa kan nakli yapılması da değerlendirilebilir.


Hepatitis contagiosa conisin aşısı vardır. Bir aylık olan yavrulara ilk aşısı uygulanır ve üç hafta sonra tekrarı yapılır. Her sene aşı yinelenerek bağışıklığın devamı sağlanır.

   
Köpek Gençlik Hastalığı (Distemper)

Köpek esas olarak sağlıklı bir hayvandır. Yaşlılık döneminde özel bakıma ihtiyacı olsa da, hayatının en hassas dönemi bebekliktir. Genç bir köpeğin ölümüne neden olabilecek üç hastalık, distemper, leptospirosis (bulaşıcı sarılık) ve bulaşıcı hepatittir. Köpeği bu öldürücü hastalıklardan korumak için, ana sütünün sağladığı doğal savunmadan yoksun kaldığı zaman, yani sütten kesilir kesilmez, bu üç hastalığa karşı aşılanmak üzere derhal

veterinere götürmek gerekir.

İnsanlarda görülen gribe benzeyen (insanlara bulaşmaz) distemper’e 1700’lerde Asya’dan getirilen bir virüs neden oldu. Köpeğin yanı sıra, kurt, sırtlan, tilki, aslan, kaplan, vaşak, bizon, ermin ve gelincik gibi hayvanlar da bu hastalığa yakalanırlar.


Virüs, sindirim ya da solunum yoluyla bulaşabilir. Bulaştıktan sonra günlerce kuluçkada kalır, daha sonra sindirim, solunum ve sinir sistemlerine yerleşerek bütün organizmaya yayılır. Belirtiler, titreme, çevreye ilgisizlik, gözlerde kanlanma, öksürük ve çok yüksek ateştir. Köpek sahibinin hastalık bu noktaya gelmeden köpeğini aşılatmış olması gerekir. Aksi takdirde durum kötüdür.


Her yaştaki köpekte görülebilmesine rağmen özellikle yavru köpeklerde daha sık rastlanılan, virütik ve ölümcül olabilen bir hastalıktır. Özellikle iç parazitler gibi ikincil hastalıklar da varsa çok daha şiddetli seyredebilmektedir. Distemper insanlara geçmez fakat yavru köpekler arasında özellikle solunum yoluyla çok hızla bulaşır. Genellikle klinik bulgular başlamadan önce köpekte genel bir durgunluk, iştahsızlık ve ateş vardır. Köpeğin, hastalık etkeni virüsü aldıktan sonra 1 hafta 10 gün içinde klinik bulgular başlar. Hastalık 5 ayrı klinik formda seyreder ve her her form arasında 1 hafta kadar sürebilen iyileşme periodu görülebilir.


Klinik formları:


1- Mide-barsak formu: Şiddetli kusma, ishal ve iştahsızlıkla seyreder.


2- Göz formu: Gözde sarı-yeşil bir akıntı vardır ve göz kapaklarını kısarak bakmaya çalışır.


3- Akciğer formu: Kuru bir öksürük ile başlar, artarak yaş forma döner, burun kurumuştur, sarı yeşil akıntı gelir.


4- Deri formu: Patilerin yastık bölümününde (ayağın alt kısmı) erozyonlar dikkati çeker ,vücüdün değişik yerlerinde de sivilce benzeri görüntüler olabilir.


5- Sinirsel form: Bu form genellikle klinik seyrin en sonunda yaşanır. Vücudun değişik kaslarında seyirmeler (artarak devam edip bütün bedeni etkileyebilir), kısmi veya genel felç, dönme hareketi veya epilepsi (sara) krizi nöbeteleri ile karakterizedir. Sinirsel formun ilerlemiş aşamasında bazı köpeklerde kontrolsüz şekilde havlama veya bağırma belirtileri görülebilir.


Ne yazık ki oldukça ölümcül bir hastalıktır ve atlatabilen köpeklerde de seyirmeler (gözde veya ayaklarda), yürüyüşte zorlanma gibi arazlar bırakabilir. Hastalık genellikle aynı anda 2 formu da beraber göstererek seyreder. Hastalığın teşhisinde klinik bulgular ve bu bulguları meydana getirebilcek diğer hastalık ihtimallerinin ekarte edilmesi belirleyici olur. Gençlik hastalığının tedavisinde veteriner hekim klinik bulgulara göre tedavisini yapar ve hastalığa özgü serumu uygular. Hasta köpeğin vücut direnci bu hastalığın tedaviye cevap verip vermeyeceğini belirleyen faktörlerden belki de en önemlisidir.Yani köpekte herhangi bir parazit olup olmadığı, annesini ne süreyle emdiği, gelişme hızı gibi faktörler özellikle yavru köpekler için son derece önemlidir.


Distemper hastalığının aşısı vardır. Köpek 1.5 aylık olduktan sonra 3 hafta arayla 3 defa yavru köpeklere ve ergin olanlara da yılda 1 kez uygulanarak bağışıklık sağlanabilir. Veteriner hekimin belirleyeceği aşı programına uyularak bu denli önemli bir hastalıktan köpeklerimizi koruyabiliriz.


Kanlı İshal (Parvoviral Enteritis)


Özellikle yavru köpeklerde görülen (erişkinlerde nadirdir) bulaşıcı, hızlı seyreden bir hastalıktır. Eğer yavru köpekte mide-bağırsak parazitleri, bakteriyel bir enfeksiyon gibi tali hastalıklar da varsa klinik seyri şiddetlenir. Kanlı ishal etkeni virüsü alan köpek bir hafta sonra klinik bulguları göstermeye başlar. Önce iştahsızlık, kusma ardından ishal ve ishalin devamıyla kanlı ishal (koyu renkli) ile seyreder. Hastada şiddetli halsizlik, su kaybı ve kan kaybı vardır. İki aydan küçük köpeklerde virüs, kalbi etkileyerek kalp krizinden dolayı ani ölümlere yol açabilir. Hastalığın teşhisinde klinik bulgular ve laboratuar testleri (kan parametreleri ve serolojik test) veteriner hekime yardımcı olur.

Tedavisinde (su kaybı söz konusu olduğundan) serum, antibiyotikler, bulantı kesiciler, gerekirse kan nakli klinik bulgulara yönelik müdahalelerin yanında spesifik serumda uygulanabilir. Tedavi hastanın vücut direncine bağlı olarak 3-5 gün sürer. Geç kalınmış, klinik bulgular ilerlemiş ve vücut direnci çok düşük yavru köpeklerde tedavinin başarı şansı azalır. Erişkin köpekler bu hastalığı çok daha hafif (örneğin sadece ishal ile) atlatabilirler. Özellikle Rottweiler, Dobermann ve Kangal yavruları bu hastalığa karşı çok daha duyarlıdır.


Kanlı ishalin bulaşması solunum ve dışkı yoluyla olur ve hasta köpeğin diğer köpeklerle temasının engellenmesi son derece önemlidir.


Kanlı ishalin aşısı vardır ve yavru köpek 1,5 aylık olduktan itibaren 3 hafta aralığıyla en az 3 kere tekrarlanarak bağışıklık sağlanır.


Kennel Cough


Öksürükle seyreden solunum sistemi hastalığıdır.Etkeni aldıktan 4 gün sonra başlayan öksürüğün karakteri kuru veya yaş olabilir ve mükoz bir salgı çıkartılır.İlerlerse pneumoni oluşur.Aşısı,yavrulara 8 ve 12. haftalarda 2 doz şeklinde yapılır.Her yıl tekrarı gerekir.


Corona Virus Enfeksiyonu


Kusma ve ishalle seyreden yavrularda ölümle sonuçlanan hastalıktır.Depresyon ve iştahsızlık vardır.Dışkı sulu,sarı,yeşil veya turuncu renktedir.Belirgin bir kokusu vardır.İshal 2-3 gün sürer.Yavrularda ölümle sonuçlanabilir.Aşısı 7-12. haftalarda yavrulara 2 doz yapılır.Her 6 ayda bir tekrarı gerekir.


Kan İşeme Hastalığı (LEPTOSPIRA ENFEKSIYONU)


Köpeklerde ve diğer hayvanlarda görülen özellikle karaciğer, böbrek ve üreme organlarını etkileyen bir hastalıktır.Etken vücudun her tarafına yayılır. Ateş, kan işeme,anemi görülür.Ölüm böbrek yetmezliği sonucu oluşur. Kalp,merkezi sinir sistemi ve göz etkilenen diğer bölgeler arasındadır. Şehir köpeklerinde daha sık rastlanır.Depresyon, ishal, öksürük, güç solunum görülür. Yavrular 10, 13 ve 16.haftalarda 3 kere aşılanır. Yurtdışında, özellikle yaygın bölgelerde 4-6 ayda bir tekrarı yapilir. Ülkemizde ise senelik tekrar yapılmaktadır.

   
Leptospirosis

Leptospirosis 1886’dan beri bilinmektedir. Hastalığa yol açan bakteri yay benzeri spiraller biçimindedir ve hastalık garip ismini bunlardan alır. Hastalık farelerden, fare idrarından (Leptospirosis icterohemorrhagia) ya da su havuzlarından geçer. Kenelerden de bulaşabilir. özellikle av köpeklerinde ve kırsal kesimde yaşayan köpeklerde görülür. Bu hastalıkta da genel zayıflama, aşırı kusma ve yüksek ateş gibi belirtiler görülür. Yavru, doğumunu izleyen ilk aylarda aşılanmalıdır.


Hepatit


Köpeklere bulaşan ve enfeksiyonla seyreden üçüncü ağır hastalık bulaşıcı hepatittir. Bu hastalık sadece köpekler ve tilkilerde görülür. Bir yaşın altındaki hayvanlarda daha çok görülür. Hastalığa yakalanan köpeğin salyasında, idrarında, dışkısında, gözyaşlarında, yiyecek kabında virüs bulunur ve bir sokak köşesinde her zamanki koklama alışkanlığını sürdüren herhangi bir köpeğe kolayca bulaşabilir. Enfeksiyon kronik olarak hasta köpekler ve sağlıklı sanılan, iyileşmiş, ama tehlikeli olmamakla birlikte virüsü hala taşıyabilen köpekler tarafından da bulaştırılabilir.


Hepatit virüsü karaciğere yerleşir, karın ağrısına, sarı renkli dışkıya, titremeye ve ateşe neden olur. Bu hastalık, köpek yavrusu iki aylıkken yapılan antihepatit aşı ile önlenebilir.


Kuduz


Distemper, hepatit ve leptospirosis köpeklerde görülen ama insanlara bulaşmayan hastalıklardır. Oysa sonuncu hastalığın nadiren de olsa insanlara bulaştığı bilinmektedir. Bu nedenle insanlar kuduzla daha çok ilgilenmişlerdir. Kuduz, köpeklerin ve öteki memelerinin yanısıra insanlara da bulaşabilir. Kuduz ısırma yoluyla geçer, bu nedenle esas olarak savunma amacıyla ısırma alışkanlığı olan etoburları etkiler. Bununla birlikte kuduz virüsü kan yoluyla beyne ulaşır ve burada hücre bozukluğuna yol açar. Kuduz hastalığına hidrofobi (su korkusu) de denir, çünkü hastalık nedeniyle, başka şeylerin yanı sıra dilin felç olması hayvanın su içmesini imkansız hale getirir.


Pek çok ülkede köpeklerin kuduza karşı aşılanması zorunludur. özellikle köpeğiniz eğer büyük kuduz taşıyıcıları olan tilkilerle dolu bölgelerde bulunuyorsa bu yükümlülüğü ihmal etmek kötü sonuçlara yol açabilir. Birleşik Devletler, İngiltere, İsveç ve Danimarka gibi ülkelerde, kuduz hastalığı neredeyse tamamen önlenmiştir, bu nedenle başka ülkelerden gelen köpekler altı ay karantinada tutulur.


Ekinokokkosis ve Tüberküloz


Köpekten insana geçen bir başka hastalık ekinokokkosistir. Hastalığa yol açan Echinocossus denilen bir bağırsak kurdurur. Bu hastalık insanlara içilen suyla, kökeni belirsiz etlerden yapılan yemeklerle ve diyeti tam olarak denetlenmeyen bir köpeğin insanın yüzünü yalamasıyla bulaşır.


Köpekler tüberküloza da yakalanabilirler. Eğer köpeğin efendisi tüberkülozlu ise köpek havada u---cüs---an zerreciklerle veya besinlerle bu hastalığa yakalanabilir. Tüberküloz basili dondurulmuş ette dört ay, kaynatılmış ette bir ay, kuru besin maddelerinde üç ay, tuzlanmış ya da tütsülenmiş besin maddelerinde tereyağında bir ay ,90 derece santigratta bir dakika ve güneş ışığında saatlerce canlı kalabilir. Aynı bakteri söz konusu olduğu için köpekler de insanlar gibi streptomycin ile tedavi edilirler.


Köpek sahibi, ister yavru ister yetişkin olsun köpeği aşılatmanın yanı sıra, onu pire ve kenelerden uzak tutarak, hasta hayvanlarla temasını önleyerek, özellikle yaz aylarında temiz tutarak hijyen kurallarına titizlikle uymalıdır.


İlk Yardım


Köpeği distemper, hepatit ve leptospirosise yakalanmaktan korumak ve bu hastalıklardan ölmesini önlemek için zorunlu olan aşı, en uygun zamanda ve tarzda bir veteriner tarafından yapılmalıdır. Bunun yanı sıra köpek sahibinin hayvanı etkileyebilecek olan küçük rahatsızlıkları iyilşetirmek için gerekli olan ilk yardım hakkında bazı şeyleri bilmesinde fayda vardır.


Her şeyden önce acil durumlarda gerekli olabilecek her türlü malzemenin bulunduğu bir ilk yardım çantasının evde bulundurulması gereklidir. Bu kutuda bir streil plastik enjektör, alkol ya da peroksil gibi dezenfektanlar, antibiyotik tozu, absorbant ve tampon pamuğu, sargı bezi, bir makas, cımbız, bir pompalı şırınga, göz banyosu için gerekli malzeme, köpeğin kulaklarını temizlemek için pamuklu çubuk ve nihayet bir turnike (kanı durdurmak için kullanılan sıkı sargı) ve bir termometre bulundurulmalıdır.


Yüzeyde ya da derin yaralanmalar, hafif yırtılmalarda daima yaranın çevresindeki tüyler kesilmeli, yara akar suyla yıkanmalı, dezenfekte edilmeli ve sarılmalıdır. Yara büyükse bir veteriner tarafından dikilmesi gerekebilir. Ağır kan kaybı durumlarında yaranın üzerine turnike uygulanarak kanı durdurmak gerekir.


Yaralı köpek başına gelen olay nedeniyle ürkmüşse ısırabilir. Bu durumlarda köpek sahibi hayvanın ağzını uygun bir bağla bağlamalı ya da burunluk takmalıdır. Yaralı köpek mümkün olduğu kadar az hareket etmelidir ve bir veteriner tarafından muayene edilene kadar hiç bir şey yedirilmemeli ve içirilmemelidir.


İlaçlar ve Enfeksiyonlar


Bir köpeğin normal ısısı yaklaşık 38.5 derece santigrattır. Köpeğin ateşi normal bir rektal termometre ile ölçülebilir. Bu sırada, hareket etmesi önlenecek şekilde sıkıca tutulmalıdır.

Köpek sahibi köpeğine hangi ilaçları vereceğini ve adalesine nasıl iğne yapacağını bilmelidir. Sıvı ilaçlar, hayvanın başı sıkıca tutulurken bir kaşık ya da plastik şırınga ile ağzının kenarından içeriye akıtılır. öte yandan bir kapsülün dilin arkasına doğru sıkıca yerleştirilmesi gerekir. Köpeğin bu şekilde verilen ilacı kabul etmemesi halinde, katı ilaç bir parça yiyeceğin içinde verilebilir. Her durumda köpeğin kapsülü tükürüp atmamasına dikkat edilmelidir.


Merhemin hayvanın derisine etkin biçimde nüfuz etmesini sağlamak için tüyleri önceden kesilmiş bölgelere masaj yapılarak yedirilmelidir. Köpeğin merhem sürülen bölgeyi yalamasına ve merhemi yutmasına engel olunmalı, yaranın bulunduğu yer sargı bezi ile kapatılmalı ve mümkünse yün bir çorapla korunmalıdır. Bu işlemler yapılırken köpeğe burunluk takmak gerekebilir.


Kaslara enjektörle ilaç vermek için en uygun bölge kalçanın genellikle tüysüz olan iç kısımlarıdır. Ancak bu işlem yapılırken köpeği yatar vaziyette tutmak gerekir. Enjeksiyon kalça kaslarına ya da deri altından göğüse de yapılabilir. İşlemden önce ve sonra hayvanın derisi daima dezenfekte edilmelidir. Enjeksiyondan sonra iğnenin girdiği yere hafifçe masaj yapmak ilacın özümlenmesini kolaylaştırır. Enjeksiyon için iki kişi gereklidir; biri köpeği tutar, öteki iğneyi yapar.


Zehirlenme Tehlikesi


Bir köpeğin hayatında çeşitli tehlikeler vardır. Bunlardan biri zehirlenmedir. Zehirler, sindirim, dolaşım ve sinir sistemininde büyük tahribata yol açar. Fare zehirinin yanı sıra, aşırı dozda ilaç, parazitler için kullanılan karışımlar, bitki zararlılarına karşı kullanılan ilaçlar, bozuk yiyecekler ve temizlikte kullanılan maddeler de zehirlenmeye neden olur. Bu liste doğal olarak hayvana kasten verilen çeşitli zehirleri de kapsar.

Köpek toksik bir madde aldıktan sonra kusma eğilimi gösterir. Kendiliğinden kusmazsa köpek sahibi iki çay kaşığı tuzu hayvanın dilinin gerisine yerleştirrerek ya da bir bardak suya üç ya da dört çorba kaşığı kömür tozu katıp zorla hayvanın boğazından akıtarak kusmasını sağlamalıdır. Bu uygulamadan hemen sonra veterinere gidilmelidir.


Av köpekleri yılanlar tarafından ısırılabilirler. Böyle bir olay köpeğin göstereceği tepkiyle fark edilir. Yılanın ısırdığı köpek yere oturup ısırılan yeri genellikle burnuyla ya da kol ve bacaklarıyla kaşıyarak adeta kazımaya çalışacaktır. Yara, derhal dezenfekte edilmeli, ancak köpeğe kısa süre içinde yılan ısırmalarına karşı serum enjekte edilmelidir. Bu serumu bir avcının daima yanında taşıması (kendisi için de) gereklidir. Mümkünse yılanın ısırdığı yeri deşerek kanın serbestçe akması sağlanmalı ve daha sonra turnike ile kan durdurulmalıdır.


İnsanlarda da Görülen Bir Hastalık


Köpeklerde sık görülen bir hastalık selim ya da habis tümördür. Erken teşhis önemlidir. Bu durumda cerrahi ya da radyolojik tedavi daha kolay olur. Tümörler, köpeklerde, kedilerde ve insanlarda daha çok görülür. Geviş getiren hayvanlarda ve atlarda az görülür. Diyetin bu konuda önemli bir rol oynaması mümkündür.

Köpekler insanlarda da görülen çeşitli metabolik hastalıklara da yakalanabilir: raşitizm, şeker, gut ve kemik hastalıkları gibi.


Dış Parazitlere Karşı Mücadele


Parazit bir başka organizmanın içinde ya da üzerinde yaşayan ve onu tahrip eden bir organizmadır. Köpekler genellikle iç ve dış parazitlerden etkilenirler. Köpekte görülen dış parazitler, pire, bit, kene ve uyuzdur. İç parazitlere ise genel bir terimle solucan denir.

Pire herkesin tanıdığı bir parazittir. Bunlar sıçrayan, sürekli yer de---gıs---tiren ve kan emen böceklerdir. Köpek piresi Pulex serraticeps adını taşır ve insanda köpekteki kadar uzun süre barınamaz. Bununla birlikte insan kanını beğenmezlik de etmez. Ancak insan bir başka pireyle, Pulex irritants ile daha yakından tanışır. Her pire beşyüz kadar yumurta bırakabilir ve aylarca beslenmeden yaşayabilir. Tek çözüm yolu hayvanı sık, başı dahil bütün vücuduyla yıkamak, veterinerin tavsiye ettiği, bütün böcekleri ve larvaları yok edecek bir pire tozuyla pudralamaktır. Bu dezenfekte yöntemi köpeğin bulunduğu yere her yere, kulübesine, halılara, mobilyalara ve diğer yerlere de uygulanmalıdır. Ağır vakalarda böcek ilacına başvurulabilir.


Kene köpekler arasında özellikle koyunlarla birlikte yaşadıkları kırsal yörelerde oldukça sık görülen bir parazittir. Kene gözle görülebilir. Küçük bir karpuz çekirdeği biçimindedir. Kanını emmek üzere hayvanın derisine tutunmak için küçük başının üzerindeki gagayı kullanır. Kene sıçramadığı, belirli bir yerde durduğu için çekip alınması kolaydır. Bunun için kenenin üzerine iki damla benzin ya da iyice tuzlanmış su damlatmak ve cımbızla yavaşça çekip almak gerekir. Bu işlem sırasında böceğin parçalanmamasına ve yumurta bırakmamasına dikkat edilmelidir. çekilip alındıktan sonra kene hemen yakılmalı ya da benzin dolu bir kaba atılmalıdır.


Kulakları Tutan Parazitler


Köpeklere gelen dış parazitlerin en kötüsü, uyuza neden olan scabies (uyuz) kenesidir. Deri, kabarcıklar halinde kırmızı döküntülerle kaplanır. Hayvanın tüylerini traş etmek ve veterinerin tavsiye ettiği şekilde ilaçlı sularla yıkamak, merhemlemek gerekir. Bir başka tip kene köpeğin kulaklarını tutar. Bu demodectic kenedir. Köpek başını sallayarak, kaşınarak ve çeşitli yollarla halinden şikayet ederek tepki gösterir. Geri çevrilmesi mümkün olmayan kulak iltihabını önlemek için köpeği hemen veterinere götürmek gerekir.

Bu hayvan parazitlerinin yanı sıra bir de bitki parazitleri vardır ve hafife alınmaması gerekir. Bir tür mantar olan bu parazit hayvanın derisine saldırır ve bir tür ter salgılayarak deriyi tahrip eder. Etkilenen bölge traş edilmeli, sülfürlü sabunla yıkanmalıdır. Bu mantar kulak iltihabına neden olabilir. Bu nedenle bir veterinere danışılmalıdır.


Çeşitli Solucan Tipleri


Solucanlar köpeklerde en yaygın biçimde görülen iç parazitlerdir. çeşitli solucan türleri vardır ve bunlar, bağırsak düğümlenmesine, bağırsak enfeksiyonlarına, organik bozulmaya ve zayıflamaya, bunların yanı sıra iştahsızlığa ( ya da bağırsak kurdu varsa doymak bilmez iştaha), kusma, mide bulantısı, epilepsi krizleri ve genel kaşıntıya neden olabilir. Tehlikelidir.

Solucanların varlığı hayvanın dışkısı incelenerek anlaşılabilir. şüpheli durumlarda veteriner tarafından laboratuar incelemesi yapılmalıdır. Solucanlardan sakınmak için köpeğin öteki hayvanların dışkısıyla temas etmemesine, kirli su içmemesine, kirli ya da bozulmuş yiyecekler yememesine dikkat edilmelidir. Köpeğin besin ve su kapları her gün detarjanlı sıcak suyla yıkanmalıdır. Bütün bu önlemlere rağmen köpekte solucan olabilir. Pek çok köpek sahibi zaman zaman belirti göstersin ya da göstermesin köpeğinde solucan olabileceğinden kuşkulanır. çok farklı solucan türleri vardır ve bu nedenle farklı her solucan türüne göre farklı solucan ilaçları kullanılır. Eski bir tıbbi deyiş vardır: balık oltasıyla kaplan avlanmaz. Aynı şekilde, hiç kimse sıradan önlemlerle tenyaları ortadan kaldıramaz. Uygun tedaviyi ancak veteriner gerçekleştirebilir.


Göz ve Kulak :


Konjonktivit İltihabı:


Başlangıç sebebi olarak; polenler, dolaşma ve koklamalar sırasında göze temas eden otlar, virüsler, bakteriler ve mantarlar sayılabilir. İlk önceleri, hafif bir pembelik ve damarların belirginleşmesi ile başlar. Başlangıçta akıntı şeffaf ve temizdir; ancak hemen tedavi olmazsa koyulaşır ve iltihaplı bir hal alır, ışığa hassasiyet oluşur. Göz ve çevresinin bu dönemde çok temiz tutulması ikinci bir enfeksiyon oluşumuna izin vermemek açısından önemlidir. Bakteriyel ya da diğer bir etken kaynak sebepli değilse, insana ve ya diğer bir hayvana bulaşma göstermez. Bulgular fark edildiğinde hekim müdahalesi ile kısa sürede sonuç alınacaktır.


Kornea Yaralanmaları:


Özellikle kedi tırmalaması nedeniyle ortaya çıkabilen olaylara sıklıkla rastlanılmaktadır. Ayrıca kazalar, çarpma ve gözü kaşımak amacıyla sürtme vb. nedenlerle yüzeysel, derin veya ciddi doku kayıplı yaralar oluşabilir. Yüzeysel yaralanmalarda hafif bir yaş akıntısıyla kendini gösteren Kornea Yaralanmaları, derin yaralanmalarda gözde şişkinlik, göz yaşının yoğun olarak akması ve kronikleşen durumlarda görme bozukluğuna kadar varan semptomları vardır.Bu tür kronikleşmiş durumlarda gözün alınmasına kadar gidilebilir. Fark edilebilen basit belirtiler,en kısa sürede hekime gösterilmelidir.


Katarakt:


Daha çok ileri yaşlarda görülmesine rağmen, her yaşta ve ırkta karşımıza çıkabilmektedir. Ancak, bazı ırklar katarakta daha hassastır. Sıkça görülmesine karşın nasıl oluştuğuna ait mekanizma tam olarak bulunamamıştır. Bozulma lensin saydam yapısının matlaşmasıyla başlar şeffaf olan yapı her geçen gün bozulur ve bunun sonucunda görme bozukluğu ortaya çıkar. Bir kaç değişik formda ortaya çıkabilen katarakt, çoğunlukla 6-7 li yaşlarda başlar; daha önce görülmesi ırksal hassasiyet nedeniyledir. Hassas olduğu bahsedilen bu ırklara; Chow chow, Yorshire terrier, Doberman, Pekingese örnek verilebilir. Bunun dışında katarakt'ın ortaya çıkış nedeni olarak şeker hastalığı ve travmalar sayılabilir. Gözde belirgin bir matlaşma ilk fark edilen belirtidir, hasta geceleri gündüze oranla çok daha iyi görür. Gözde bulanıklık ve matlaşma fark edildiğinde, erken teşhisle ilerleme durdurulabilir ya da operasyon ile tamamen görme kaybı engellenebilir.


Kulak Mantarı:


Kulak kanalında doğal olarak bulunan Mantar,özellikle yüzmeyi ve banyoyu seven köpeklerde; bu aktviteler sonrasında kulak kanalının iyice temizlenmemesi sonucunda ortaya çıkar. Daha çok uzun ve büyük kulaklı köpeklerde (S.Cocker, Beagle vb)görülen Mantar hastalığı; şiddetli kaşıntı ile kendini gösterir. Kulak girişindeki kılların kesilmesi ve hekim tarafından sık sık ilaçlı kulak temizliği yapılması bu kaşıntıyı azaltır, Lokal kullanılacak ilaçlar ve düzenli bakım ile soruna kesin çözüm sağlanacaktır.


Sağırlık:


Doğumsal olabileceği gibi, sonradan oluşan bir enfeksiyon vb. nedenler ile meydana gelebilen işitme kaybı olarak tanımlanabilir. Belirgin seslere ve uyarılara tepkisizlik en açık göstergesidir. Doğumsal olmayan sağırlığı oluşturabilecek etkenlerin, düzenli bakım ve temizleme ile ortadan kaldırılması, yapılabilecek tek şeydir. Doğumsal sağırlıkta ise yapılacak bir tedavi bulunmamaktadır.


Orta kulak İltihabı:


Gezdirme sırasında kulak içine kaçabilecek Pisipisi Otu,bu oluşumu yaratacak en önemli sebeplerden birisidir. Bunun dışında kulak içinde şekillenmiş bir enfeksiyonun ilerleyen boyutlarında ortaya çıkan dış kulak yolu yangılarının ilerleyen dönemlerinde de ortaya çıkabilir. Hastada; çevreye ilgisizlik, başı öne eğerek yürüme, dengesizlik, ağrı nedeniyle kulağı elletmeme gibi belirtiler açıkça gözlenir. İlerleyen hallerde kokulu ve iltihaplı bir sıvı görülür. Bu vakalarda vakit kaybetmeden hekim müdahalesi gerekir.


Enfeksiyonlar:


Toksoplazma:


Hastalığın bulaşması oral yoldan olmaktadır. Parazitin yumurtaları ile enfekte olan çiğ etlerin yenilmesi ile olabildiği gibi paraziti taşıyan kedi ve köpeklerin dışkısı ile bulaşmış gıdaların yenilmesiyle de ortaya çıkabilir. Oral yolla alınan parazitler, bağırsak epitellerine tutunarak çoğalırlar ve buradan da kan ve lenf yoluyla beyin, akciğer, karaciğer ve plasenta gibi yerlere ulaşarak buralarda çoğalmalarını sürdürürler. Belirgin belirtiler; iştahsızlık, yüksek ateş, zor solunum, felç görünümü sayılabilir. Hamilelikte yavru atmaya kadar giden bu durum hemen her yaştaki köpekte görülebilir. Bu enfEksiyondan korunmak için çiğ ya da az pişmiş et verilmemeli hekim tarafından düzenli kontroller yaptırılarak bu parazitlerin atılması gereklidir.


Deri:


Egzama:


Egzamanın oluşumunda hem iç hem de dış etkenler rol oynar. iç hastalıkların başında; düşük kaliteli mamalarla beslenme, sarılık, iç parazitlerln yoğunluğu, vitamin ve minerallerin eksikliği vb.sayılabilir. Dış etkenler ise; Tüylerin sıkça ıslak bırakılması, kirli ve bakımsız deri-tüy ,Hayvanlara uygun olmayan maddeler ve şampuanlarla yıkama yapılması vb.olarak sıralanabilir. Başlıca belirtisi, kaşıntı ve kızarıklıktır. Bu kaşıntıya bağlı tüy dökülmesi, tüyün yapışık bir hal alması; ilerleyen durumlarda ise, sulu alanlarda kurumalar, derinin kalınlaşması, iltihaplı ve kokulu akıntılar oluşur. Dış parazit tedavilerinin düzenli yapılması, dengeli beslenme ve tüy bakımı hastalığın oluşmasını büyük ölçüde engeller. Hastalığın oluşması halinde, laboratuar tetkikleri uygun görülmekte, akabinde kısa veya uzun süreli hekim tedavisi gerekmektedir.


Mantar:


Sıklıkla genç yaştaki köpeklerde görülür. Ortak yada hijyen kurallarına dikkat edilmeden kullanılan tarama fırçaları, taşıma kapları vs.yoluyla yada direk temas ile bulaşması kolaydır. Genellikle kulak, kuyruk gibi bölgelerde şekilli, dairesel tüy dökülmesi görüntüsüyle ortaya çıkar. Hastalık bilinenin aksine, ağır kaşıntılı değildir. Laboratuar tetkiki akabinde hekim müdahalesi gerekir.


Beslenme Hastalıkları:


Aşırı şişmanlık:


 Hekiminizden öğrenebileceğiniz yaş ve ırk ve cinsiyet özelliklerine uygun kilonun %15-25 üzerine çıkılması aşırı şişmanlık (obezite)olarak tanımlanabilir. En büyük neden düzensiz beslenme ve hareketsizlik olarak görülür. Bunların dışında yaşlılık, kısırlaştırma, stres gibi faktörler de etkilidir. Başlangıçta kuyruk dipleri ve karın bölgesinde aşırı yağlanmayla dikkat çeker. Olumsuz etkileri, kalp rahatsızlıkları, şeker, hareket kaybı, kabızlık olarak gösterilebilir. Düzenli hekim kontrolünde olan köpeklerde takip edildiği taktirde ender olarak görülür. Prescription mama kullanımı, düzenli hekim gözetimi ile kontrol edilebilir.


Aşırı Zayıflık:


 Mide ve bağırsakların aşırı dolu olması, korku, yabancı cisim yutma, tümörler vb.durumlarda ortaya çıkan iştah kaybı; sürekliliğin boyutu önemli olmak kaydıyla özen gösterilmesi gereken ciddi bir durumdur. Aşırı kilo kaybı büyük bir halsizlik ,kas kaybı ve anemi oluşumunu yaratır. Oranları ayarlanmış dengeli bir beslenme ,vitamin ve mineral takviyesi yapılmalıdır. Hekim desteği alınmadığı taktirde sonuç ölüme kadar gidebilir.


Kemik gelişim bozukluğu:


 Özellikle büyük ırka mensup köpeklerde bebeklik döneminde bilinçsiz ve aşırı beslenme sonucu ortaya çıkan ve ileriki yaşam sürecini kökten etkileyecek bir durumdur. Kemiklerin henüz gelişimini tamamlamadığı bu dönemde, üstlerine besinsel ağır bir yükün binmesi kemik gelişimini olumsuz etkileyecektir. Hekim kontrolünde bir besin diyeti ile erken dönemde alınacak tedbirler ile kontrol edilebilir.


Taş,Toprak ve Dışkı yeme:


 Profesyonel olmayan mama alışkanlığı, ilk 6 ay içinde yoğun olarak görülen vitamin, mineral ve diğer yaşamsal maddelerin vücuda yeteri kadar alınmamasıyla ortaya çıkan bu durum, köpeğin vücudundaki bu eksik maddeleri takviye etmek istemesiyle beraber ortaya çıkan kötü bir alışkanlıktır. Profesyonel mama kullanımına geçilmesi ve bu gibi durumlar için özel olarak hazırlanmış ek ürünlerin hastaya verilmesiyle hekim kontrolünde toparlanacak bu durum ilk etapta sizleri korkutsa da kontrolü kolaydır.


Kedi ve Köpeklerde Beslenme Yanlışları:


Kedi ve köpeklerde gözlenen enerji fazlalığı,yetersiz beslenme yada diğer nedenlerden kaynaklanan sağlık problemleri,pratik olarak 4 ana başlıkta toplanabilir.


Enerji fazlalığı:


Büyük ırklardan German Shepherd(Alman çoban köpeği),St.Bernard,Alman Doggie köpeklerinin büyüme devrelerinde yüksek enerji alınması sonucunda ''Osteochondros Sendromu''ortaya çıkar.Bu durum,geri dönüşümsüz olarak iskelet sisteminde bozukluklara sebep olur ve hayvanın tüm hayatı boyunca yaşayacağı problemlere neden olur!


Enerji fazlalığı,yetişkin köpeklerde ise,Adipozitaza(aşırı kilo)'ya sebep olur.Normal canlı ağırlığının %20'sinin aşılması,bu soruna neden olur.


Gelişmiş ülkelerde,kedi ve köpeklerde en fazla rastlanan beslenme yanlışlığıdır!


Köpeklerin%25-40,kedilerin ise %20-30'unda,bu probleme rastlanır..


Aşırı kilo,iskelet sisteminde olumsuz etki yaptığı gibi,diabet ve tümör riskini de arttırır!Ayrıca enfeksiyon kaynaklı hastalıklara karşı hayvanın direncini düşürür!


Enerji bakımından eksik beslenme,genellikle görülmez.


Yetersiz Beslenme: 


Kedi ve köpek bakımında,en büyük beslenme yanlışlarından biri de,Kalsiyum (Ca) yetersizliğidir.


Özellikle büyüme dönemlerinde Kalsiyum yetersizliğinin en büyük nedeni,fazla fosfor alımıdır!Kalsiyum,eksik beslenmenin yanında alınan fazla et ve sebze nedeniyle düşmesidir..Bu nedenle besinlere ek olarak verilecek Kalsiyum bu problemin çözülmesine yardımcı olacaktır.


Sodyum(Na)eksikliği,genelde evde hazırladığımız kedi-köpek mamalarına yeterince tuz ilave etmememizden kaynaklanmaktadır..


bunun sonucunda hayvanlarınızda taşikardi ve exikkoz gibi problemler görülmektedir.


Kedilerde gözlemlenen Taurin(esansiyel amino asit)eksikliği,tek taraflı hayvansal yağdan yoksun beslenme yanlışlığı sonucunda ortaya çıkar..


Kedi ve köpeklerde gözlemlenen diğer esansiyel besin maddeleri eksikliklerinde özellikle,lilolenik asit(sakatat ile besleme)farklı vitaminler(Biotin,vitamin A,E,B2,B6) ve mineral maddelerin(çinko,demir,iyot)eksikliklerinde,deri ve tüy problemleri ortaya çıkar!


Hybervitaminoz(Vitamin Fazlalığı):


Vitamin D preparatlarının gereksiz yere kullanılması durumunda,yumuşak dokuların kireçlenmesi,özellikle damar ile böbreklerde harabiyet meydana gelmesine neden olur!


Vitamin A fazlalığı,fazla miktarda pişmemiş ciğer tüketen kedilerde gözlemlenir..


Bu beslenme yanlışında devam edilirse,boyun ve sırt bölgesindeki kemiklerde üremeler şekillenir ve kedi,kafa çevirme hareketlerini yapamaz.


Geri dönüşümü olmayan bu problem,yanlış beslenme devam ederse hayvanın ölümüne neden olacaktır!


Diğer Beslenme Yanlışları:


''All-Meat''sendromu;ani ve fazla et ile beslenme sonucunda Kalsiyum ve İyot yetersizliğine bağlı olarak deri yapısında bozukluk,kepeklenme,cıvık-kötü kokulu dışkı ve iskelet bozukluğu problemleri ortaya çıkar..


Bu durumun önlenmesi için sebze ve meyve ağırlıklı rasyonlar ve ilave mineral takviyesi yapılmalıdır!


Erişkin kedi ve köpeklerde gözlemlenen güçlü veya zayıf Laktoz-intoleransı nedeniyle süt ve süt ürünlerinin,sadece belli sınırlar dahilinde ve özellikle sütün yarı yarıya su ile karıştırılması şekliyle verilmesi önerilir..


Günlük laktoz alımı,1-2g/kg canlı ağırlık kalsiyum düzeyini aşmamalıdır!


Köpeklerde çok fazla yada sürekli olarak kemik tüketilmesi,(10g/kg kalsiyum/gün)hareket zorluğuna,ağır obstipasyonlara (tıkanıklık),sindirim sisteminde yaralanmalar ve bozukluklara neden olmaktadır!


Bu 4 madde başlığı altında incelenen ve kedi köpek sahiplerinin alışkanlıklar ve kulaktan dolma bilgiler ile sıklıkla yaptıkları beslenme yanlışlıkları,kedi ve köpeklerin hastalanmalarına hatta ölümlerine sebep olmaktadır!


Tüm bu beslenme hatalarını minimuma indirmek için daima hekim kontrolünde bir beslenme diyeti uygulanmalı ve içeriği her ırka uygun özenle hazırlanmış olan Profesyonel Kuru mamalar öncelikle tercih edilmelidir!


Ekinokok Kisti (Hidatid-Hidatik Kist)


Kist hidatik insan ve hayvan sağlığını tehdit eden, ülkemizde çok yaygın olan, önemli bir paraziter hastalıktır. Hastalığın etkeni E.granulosus'dur. Parazitin olgunu köpek, kurt, çakal gibi etçil hayvanların ince bağırsağında yaşar. Yumurta ve larva formu ise, insan ve diğer memelilerin iç organlarinda yaşar. Parazit, kedilerde bulunsa bile üreyemediğinden dolayı insanlar için bir tehlike arz etmez. Parazitlerin yumurtası, köpeklerin dışkısı ile atılır ve çevreye yayılır. Bu yumurtalar çok dayanıklıdır, toprakta ve soğukta 1 yıl kadar canlı kalabilirler. Yumurta, ağız yolu ile insan ve diğer memelilerin bağırsaklarına ve oradanda kan yoluyla iç organlara özellikle akciğere ve karaciğere taşınır ve larva formuna dönüşür. Larva formuna kist hidatik denir ve bunlar içi sıvı dolu keselerdir. Köpekler, kisli bir memelinin etini çiğ olarak yedikleri zaman ,parazitle enfekte olurlar.Bu parazitler köpeklerin bağırsağında olgunlaşarak yumurta verirler ve bu döngüyü devam ettirirler. Kist hidatik, zannedildiği gibi tüylerden kaynaklanan bir hastalık değildir; ancak köpekler dışkısını yaparken, dışkıdaki yumurtalar tüylere bulaşır. Memelilerdeki kistler yavaş büyürler. Dokularda, kistler kapsülle sarılarak sınırlandırılır ve maksimum portakal büyüklüğüne ulaşabilir. Göğüs ve karın boşlugu gibi boşluklu organlarda ise 10-20 yıl gibi bir süre zarfında 20cm çapa erişirler ve bu aşamada fiziksel belirtiler oluşur. Kistler çoğunlukla klinik belirtiler göstermese de lokalize olduğu organ veya dokuya yaptığı basınç, kapladığı hacim nedeni ile normal fonksiyonları bozar ve ağrı yapabilir. Diğer bir tehlikesi ise kistlerin kendiliğinden veya ameliyatta yanlıslıkla patlatılmasıdır ki bu da anaflaktik soka ve tekrar enfeksiyonun alınmasına neden olur. Kist hidatik'in dışında yine Ekinokok cinsine bağli E.alveolaris türünün larvasina ise alveolar kist denir. Bu parazitin taşıyıcıları kemiriciler, çesitli memeliler ve insandir. Bu etkenin yaşam döngüsü ise genellikle yabani hayvanlar ve tarla fareleri arasında olur. Yol açtığı hastalık diğer yönleriyle kist hidatik'in neden oldugu hastalığa benzerdir. Teşhis, köpek kili üzerinde veya dışkısında parazitimsi segmentlerin bulunması ile yapılır. Kist hidatik'ten korunmak için petlerinize çiğ veya az pişmis et vermekten çekinmeli ve Veteriner Hekiminizin belirleyeceği bir paraziter mücadele programını takip etmelisiniz. Kist Hidatikle mücadele programı, ya 4 ayda bir dışkı muayenesi ya da mevcut paraziti dökmek amacıyla paraziquantel etken maddesini içeren antiparaziter ilaçların kullanılmasi şeklinde olur. Etken insanlara sindirin yoluyla bulaştığı için aldığımız gıdaların temiz olmasına dikkat etmemiz korunmak için yeterli olmaktadır.
   


Kedi Ve Köpeklerden İnsanlara Hangi Hastalıklar Bulaşır?


Kedim çok tüy döküyor. Bunu azaltacak bir ilaç var mı? Kedi tüyü kist yapar mı?
 “Kedilerde tüy dökülmesi mevsim değişikliğine bağlı olarak yılda bir veya iki kez oluşur. Vitamin eksikliği, mantar hastalığı, uyuz enfestasyonu, alerjik dermatitler gibi deri hastalıkları da lokal veya genel tüy dökülmelerine neden olabilir. Yeterli ve düzenli fırçalanmamaya bağlı olarak da tüy dökülmeleri ve kıl örtüsünde topraklanma oluşabilir. Bakım ve beslenme hatalarının neden olduğu aşırı tüy dökülmeleri olabilir.
Tüylerin her gün veya gün aşırı düzenli ve uygun fırçalarla taranması gereklidir. Tüy gelişimini destekleyen vitamin takviyeleri de faydaları olabilir. Hastalık durumları için veteriner hekim kontrolu ve sebebe yönelik tedavi yapılması gerekir.
Kedi tüyü insanlarla alerjik hastalıklara neden olabilir. Kist oluşumunun nedeni kedi tüyü değildir. Eğer, parazit mücadelesi yeterince yapılmamışsa, kedinizdeki tenya larvaları tüylere bulaşırsa kist oluşumu gündeme gelebilir. Kenya multilocularis, yabancı kedilerden insana bulaşabilir”

Kedi AIDS hastalığı insanlara bulaşır mı?
“Feline İmmunodeficiency virus” olarak bilinen kedilerin AIDS hastalığı vücut sistemi üzerinde bir çok bakımdan yaygın ve tahrip edici hasarlar bırakan bir hastalıktır. Hastalığın etkeni virüs kediler arasında bulaşıcıdır ve aşısı bugün için geliştirilemediğinden dolayı koruyucu tedavi şansı olmayan ancak semptomları geçici olarak azaltılabilen bir hastalıktır. Ancak bu hastalığın insanlara bulaşması söz konusu değildir.”

Köpek tüyü insanda kist yapar mı? Kist oluşumun önlemek için ne yapılabilir?
“Öncelikle şu gerçeğin bilinmesini gerekiyor; kisti yapan köpek tüyü değil, tüyler üzerine bulaşan tenya larvalarıdır. Köpeklerden insanlara ağız yoluyla bulaşabilen ”echinococus” larvaları esas olarak akciğer ve karaciğerde kistik yapılar oluşabilir. Bu tenyalar normalde köpeklerin ince bağırsaklarında yaşarlar. İnsanlar ve birçok evcil memeli ise arakonakçıdır.
Bu durumu önlemenin esas ve kesin çözümü köpeklere üç ay ara ile tenyalara karşı ilaç uygulamaktır. Köpeklerimize çiğ et, özellikle de sakatat yedirmemek, sebze ve benzeri yiyeceklerin de yıkanmadan yenmesini engellemek, diğer önemler arasında sayılabilir”

Pire, kene gibi parazitlere karşı köpeğimi nasıl koruyabilirim? İnsanlara bulaşır mı?
“Bu amaçla hazırlanmış köpeğin ense derisi üzerine dökülerek kullanılan damla tarzı ilaçlar, boyuna takılan ilaç emdirilmiş tasmalar, vücut üzerine dökülme (Serpme) tarzında uygulanan pudralar ve banyo tarzında uygulanan ilaçlar vasıtasıyla köpekler dış parazitlere karşı korunabilir. Bu seçeneklerden günümüzde en çok kullanılanı ense derisine damlatılan ilaçlardır. Bunlar periyodik olarak ve bir-iki arayla uygulanmalıdır.
Pire ve kene gibi parazitler köpeklerde birçok hastalığa neden olabilmektedir. En başında alerji dermatitlere neden olan pireler bazı iç parazitlerin de ara konakçısıdırlar. Keneler ise bazı riketsiyal etkenleri köpeklere bulaştırabilirler.
Pireler insanlara da geçebilir ve kaşıntıya neden olurlar. Ancak kısa sürede insanları terk ederler.”

Köpeklerden insana geçen hastalık var mıdır? Bunu önlemek için neler yapılabilir?
“Köpekten köpeğe ve köpekten insanlara çok sayıda hastalık bulaşabilir. Başlıcaları, brusellozis, leptospirozis, ekinokkozis, kuduz (rabies), dirofilariaziz, mikotik etkenler bazı durumlarda ise toksoplazmozis ve dermodeks uyuzu sayılabilir. Periyodik olarak koruyucu aşıların yaptırılması ve hijyenik kurallara uyulmasıyla bu hastalıklara karşı korunma sağlanabilir.”

Evde beslediğim kedime pire bulaşır mı? Bu pireler insana geçer mi?
“Burada bahsedilen pirelerin asıl konakçısı kedi ve köpeklerdir. Kedilere bulaşması için kedinin mutlaka evden dışarı çıkması şart değildir. Dış ortamla ev arasında giriş çıkış yapan insanlar pire larvalarını taşıyabilirler. Bu larvalar da asıl konakçısı olan kediler üzerinde olgun hale gelip kedi üzerinde barınabilirler. Dolayısıyla evde yaşayan kedilerin de periyodik olarak pirelere karşı ilaçlanması gerekir. Erişkin kedi piresi insanlar üzerinde vücut sıcaklığı farklı olduğu için uzun süre yaşayamaz.”

Evde kedi bakımı hamile kadınlarda düşük yapma riski oluşturur mu?
“Kedilerden insana bulaşan toksoplazma etkeni kadınlarda abort (düşük) yapma riski oluşturabilmektedir. Düzenli olarak paraziter ve serolojik testler yaptırılan kedilerde bu risk en aza indirgenmiş olur.
Hamile bir kadının yaptırdığı serolojik test antikor bakımından yeterli ise kadın için bir risk yoktur. Ayrıca hastalığın akut veya kronik olduğunu araştırmak için immünoglobinlere de bakılması gerekir. Hamile kadınların evde besledikleri kedilerin dışkılarına çıplak elle temas etmemeleri de ayrıca önerilecek bir husustur.”

Kedi-köpeklerin idrar ve dışkı atıklarından  insana bulaşan hastalık var mıdır? İdrar ve dışkı tahlilleri ne kadar ara ile yaptırılmalıdır?
“Kedi ve köpeklerin dışkı ve idrarlarından bazı parazitler ve feksiyoz hastalıklar bulaşabilmektedir.
Kedilerin dışkılarından bulaşabilecek en önemli hastalık etkeni “toksoplazma” köpeklerin dışkılarından ekinokok kistleri, idrarlarından ise leptospira etkenleri bulaşabilir.
Her iki hastalık etkenine de düzenli hekim kontrolları yapılmayan, kontrol altında olmayan sokağa çıkan kedi ve köpeklerden daha çok rastlanabilmektedir.
Özellikle ekinokok kistlerinden korunabilmek için de köpek ve kedilerimizin periyodik olarak ilaçlanmaları gerekmektedir. Veteriner hekim kontrolunda düzenli ilaçlamaları yapılan kedi ve köpeklerimizin çok fazla risk altında oldukları endişesine gerek yoktur.
Leptospira etkenleri en başta, hastalıklı köpeğin idrarıyla bulaşabilmektedir. Bundan kaçınmak için köpeklerimizin periyodik olarak karma aşı olarak tabir edilen aşılarla aşılatılmalarında yarar vardır.”

Kedi tırmalaması ile kuduz hastalığı bulaşır mı?
“Kuduz hastalığı, kuduz hastalığına yakalanmış kediden veya köpekten insanlara ancak ısırma yolu ile veya kedi salyasının insanın derisi üzerindeki yırtık ya da yaralara teması yoluyla bulaşabilir. Kedilerin tırmalaması ile kuduz mikrobunun bulaşması ancak kedinin tırnağı üstünde enfekte salyanın varlığı ile teorik olarak mümkün olabilir. Bu tür durumlardan sakınmak için evde beslediğiniz veya sokakta ilgilendiğiniz kedilere her yıl kuduz aşısı yaptırmanız yerinde bir önlem olur.”

Kedi tırmalamasından hastalık bulaşır mı?
“Evet. Kedi tırmalaması, insanlarda “Kedi tırmalama hastalığına” neden olabilmektedir. İnsanlarda lenf düğümlerinde şişkinlik, ateş, titremeler, iştahsızlık gibi semptomlara yol açabilmektedir. Tırmalanan, ısırılan bölgelerde kızarıklık, eriternatöz papuller görülür. Bölge ağrılı bir hal alır. Tırmalamayla bazı bartenolla enfeksiyonları insanlara bulaşabilir. Bu durumdan kaçınmanın en basit çözümü, kedilerimizin tırmalamasından mümkün olduğunca uzak durmak, evde beslenen kedilerin uzun tırnaklarını kesmek ya da evlerde tırmalama tahtaları bulundurarak kedilerin fazla uzun tırnaklarının törpülenmesini sağlamak önlem olarak sayılabilir.”

Köpek Bakımı ve Beslenmesi



Köpek Biyolojisi
Vücut Isısı: 38-39 derece
Solunum Sayısı: 10-40 / Dakika
Nabız Sayısı: 60-160 / Dakika (Yetişkin) 200-220 / Dakika (Yavru) 
Diş Sayısı:  42 (Yetişkin)
İlk Süt Dişi Çıkışı: 4-5 Haftalık
Diş Değişim Yaşı: 4 Aylık (Diş Değişim Yaşı Irklara Göre Değişim Gösterebilir. Ortalama 4 Aylıkken Başlayan Değişim 6 Aylık Olduklarında Tamamlanır.)
Kızgınlık Süresi: 6 Ayda Bir 21 Gün
Ergenlik Yaşı: 7 – 12 Ay
Gebe Kalma Dönemi: Kızgınlığın 9-13 Günleri Arası
İlk Çiftleşme Yaşı: 18 Aylık
Gebelik Süresi: Ortalama 60 Gün (57-63 Gün)
Doğumdaki Yavru Sayısı: 1 – 14
Gözler: Parlak Ve Canlı
Ağız Ve Dil: Pembe Renkte
Burun: Nemli
Kalori İhtiyacı:Küçük Irk (2Kg-10Kg)--200 Kcal – 750 Kcal /Günlük Orta Boy Irk (10Kg–25Kg)--800 Kcal – 1500 Kcal /Günlük Büyük Irk (26Kg–40Kg)--1600 Kcal – 2100 Kcal/Günlük 
Tüy Değiştirme: Senede 2 Kez


  Öğrenme
 Köpeklerde öğrenme tekrarlarla gerçekleşir. Öncelikle dağarcıklarında bulunan (daha önce öğrendiği) davranışları uygularlar. Bu davranışlar amaçlarına ulaşmaya yeterli gelmezse değişik yollar denerler. Denemeler ve yanılmalardan sonra doğru davranışı bulurlar. Yani ödülü elde ederler. Aynı davranışı her tekrar ettiğinde ödüle ulaşıyorsa, bu davranış köpeğinizin dağarcığına gittikçe yerleşir ve aynı uyaran olduğu müddetçe benzeri davranışları sergiler. Yani bu tepki öğrenilmiş olur.

  Köpeklerde bir diğer öğrenme yöntemi ise şartlı reflekstir. Örnek vermek gerekirse; mama verilmeden önce her zaman “mama vakti” diye sesleniliyorsa, konuşma esnasında kullanılacak bir mama kelimesi kendisine yemek verileceğini zannetmesine neden olur. Dışarıya çıkmak için sahibinin mantosunu giydiğini gören köpeğin, sahibine karşı sevgi gösterilerinde bulunması da başka bir şartlı refleks örneğidir. Bunun nedeni, mantonun giyilmesi ile dolaşmaya çıkarılacağını ilişkilendirmesidir.

  Ödül-Ceza
  Ödül, köpeğinizin nasıl davranması gerektiğini öğrenmesinde ve davranış şeklinde istediğiniz değişiklikleri gerçekleştirmenizde en büyük yardımcınızdır. Köpeğinizin hoşuna giden herhangi bir şey ödül olabilir. Yiyecek, okşanma, sıcak bir sevgi gösterisi, “aferin” gibi belirli bir kelime, dışarı çıkma… Bunlar köpeğinizin doğru davranışları yapmasını teşvik eder.

  Köpeğinizin sahip olduğu davranışların çoğu teşvik edilmenin sonucunda şekillenir. Ödül ya da teşvik, yapılan davranışın gelecekte tekrarlanma olasılığını arttırır. Aynı zamanda hızlı bir şekilde öğrenmeyi sağlar.

  Ödüllendirmenin zamanı da önemli bir konudur. Köpeğiniz hoşunuza giden bir davranışı gerçekleştirdiğinde, onu bir iki saniye içinde ödüllendirmelisiniz. Köpekler sürekli hareket halinde olan canlılardır. Bu yüzden geç yapılan bir ödüllendirme, onun hangi davranışı için ödüllendirildiğini anlamasını güçleştirecektir. Ödüllendirdiğiniz anda köpeğiniz ne yapıyorsa teşvik ettiğiniz davranış da o olur. Örneğin; köpeğinize oturmayı öğrettiğinizi düşünelim. Köpeğiniz oturduğunda ödüllendirmek için ayağa kalkmasını bekleyip ödülünü verirseniz, onun oturmasını değil ayağa kalkmasını ödüllendirmiş olursunuz. Özellikle tuvalet ve otur kalk eğitiminde, ödül en büyük yardımcınız olacaktır. Aslında bu işin mantığı çok basittir. ''Köpeğiniz hoşunuza giden bir şey yaptığında siz de onun hoşuna giden bir şey yapın''

  Yavru bir köpeğin elbette bir takım yaramazlıkları olacaktır. Bu istenmeyen davranışların bir daha tekrarlanmaması için genel olarak, cezalandırma ya da yüksek sesle ikaz etme yöntemlerine başvurulur. Bu noktada en önemli şey, dozu iyi ayarlamaktır. Eğer çok sert bir cezalandırma yöntemi (aç bırakmak, dövmek ya da karanlık bir odaya kapatmak gibi) izlenecek olursa, köpeğiniz hayatı boyunca sizden hep korkacak ve bu yüzden sözünüzü dinleyecektir. Bu da sevgiden çok korkuya dayalı bir itaat anlamına gelir. Bu nedenle köpeğinize fiziksel ceza vermekten kaçının. Hata yapmasını ufak tefek tedbirler alaraktan engelleyin. Ses tonunuzda yapacağınız bir takım değişikliklerle onun üzerinde hakimiyet kurun.

  Yapılacak en güzel şey, daha ilk günlerden başlayarak köpeğinize “HAYIR” kelimesinin anlamını en iyi ve doğru biçimde öğretmek olacaktır. Bu şekilde köpeğinizle birlikte çok daha kolay ve rahat bir yaşam sürdürebilirsiniz.

  Egzersiz
  Köpeklerde enerji ihtiyacı ve yem tüketimi aktivite, yaş ve çevre ısısına bağlı olarak değişir. Köpeğinize, enerjisini sarf edecek aktiviteyi gerçekleştirmesi için yeterli egzersiz imkanı sağlamalısınız.

  Yavru köpekler çok hareketli olduklarından dolayı bol egzersize gereksinim duyarlar. Egzersiz ihtiyacı yaş kadar köpeğinizin ırkı ile de alakalıdır. Örnek vermek gerekirse, bir Av köpeğinin günlük egzersiz ihtiyacı bir Terrier’e göre çok daha fazladır. Köpeğinizin ırk özelliklerini inceleyerek onun egzersiz gereksinimini daha iyi anlayabilirsiniz. Ancak köpeğiniz hangi ırk olursa olsun günlük kısa yürüyüşler tüm köpekler için şarttır.

  Büyük ve dev ırk köpeklerde gelişim süreci ve kemik gelişimi daha uzun sürede tamamlandığından egzersizler sınırlı tutulmalıdır. Çok uzun koşular, yüksek yerlerden atlamalar ve ağır egzersizler kemik gelişimi tamamlanıncaya kadar yapılamamalıdır.

  Tüy Bakımı ve Fırçalama
  Tüy bakımı köpeklerde üzerinde önemle durulması gereken bir konudur. Çünkü yılda en az iki kez olmak üzere tüy değiştirirler. Bahçede yaşayanlarda bu genellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında daha yoğun dökülme şeklindedir ve daha kısa sürer. Fakat evde yaşayanlarda bütün yıla yayılarak devam eder.

   Eğer bir beslenme bozukluğu, bir hastalık, lokal bir açılma yoksa bu tüy değiştirme olarak adlandırılır. Bizim yapacağımız onu her gün hatta yoğun tüy değiştirme zamanlarında sabah akşam olmak üzere iki defa fırçalamaktır. Bu işlem için en uygun olanı tel fırçalar ve ele geçirilebilen çeşitli eldivenlerdir.

  Yavru köpeğinizi fırçalamaya ne kadar erken alıştırırsanız ileride o da siz de rahat edersiniz. Çünkü fırçalama genel bakım için beslenme kadar önemli bir işlemdir. Fırçalama yaparken köpeğiniz üzerinde gerekli olan günlük kontrolleri de uygulamış olursunuz. Bu özellikle deri problemlerine yatkın olan ırklarda sorunu erken keşfetmek bakımından önemlidir.

  Fırçalama yaparken ele geçirilebilen fırça tipleriyle deriye masaj yapıp kan dolaşımını da uyarmış olursunuz.

  Banyo
  Sanıldığı gibi köpekler kolay kolay kokmaz ve sık yıkamak daha iyi temizlik anlamına gelmez. Çünkü köpeklerde ter bezleri yoktur. Yani köpekler patileri dışında terlemezler. Dolayısıyla tere bağlı koku oluşmayacağından bizim gibi sık olarak yıkanmaya ihtiyaç duymazlar.

  Sık yıkandığında derinin Ph değeri değişir ve aslında koruyucu olan derinin üzerindeki yağımsı tabaka kaybolur, köpeğiniz mantar ve uyuz gibi hastalıklara daha duyarlı hale gelebilir. Genellikle aşılama döneminde doktorunuz yıkamaya zaten izin vermez. Daha sonrasında ise eğer deride medikal bir problem yoksa, ama yıkamak istiyorsanız ayda bir kez yıkama önerilir. Çoğu tüylü köpek sadece fırçalamakla temizlenebilir.

  Yıkayacağınız zaman onu önce ılık suyla ıslatmalısınız. Bu işlem için genellikle bir küvet tavsiye edilir. Küvetin altına onun kaymayacağı paspas şeklindeki malzemeden konursa iyi olur. Doktorunuz özel bir şampuan önermediyse köpek şampuanını bir kasede bir kaç misli su ile çoğaltın. Bir sünger parçası alın. Su ile dilüe ettiğiniz şampuanı emdirip köpeğinizin üzerine sürün. Şampuanı direkt dökmeyin ve kesinlikle insan için üretilen şampuan ve sabunları kullanmayın. Köpek şampuanları insan şampuanları gibi üretilmediğinden çok köpürmesini beklemeyin. Kulağına su kaçırmamaya ve gözüne şampuan gelmemesine dikkat edin. Bunun için kulağına vazelinli pamuk koyun. Çünkü kaçan su kulakta kronik (uzun süreli) otitis externa dediğimiz dış kulak yolu enfeksiyonuna sebep olabilir. Durulamayı ılık suyla (sıcak veya soğuk olmayacak) çok iyi yapın. Eğer çok kirli ise aynı işlemi ikinci kez tekrar uygulayabilirsiniz. Sonrasında onu önce bir havlu ile silin ve fön makinesinin ılık ayarıyla (sıcak değil) iyice kurutun. Köpeklerin derileri zor kuruduğundan cereyandan uzakta bir yerde tutun ve mümkünse o gün (en azından 4 - 6 saat dışarı çıkarmayın. Kendiniz rahat yıkayamıyorsanız köpek kuaförlerinde yıkatabilirsiniz. Ancak herhangi bir nedenle farklı bir şampuan kullanması gerekiyorsa kuaföre giderken şampuanını da beraberinizde götürmelisiniz.

  Diş Değişimi
  Yavru köpekler 3,5 aylıktan 8 aylığa (genellikle 6. aya) kadar süt dişlerini dökerler. Yerine hayat boyu kalıcı olan ana dişler çıkar. Dökülen dişleri zaman zaman yerlere düşmüş olarak görebilirsiniz. Çoğu zaman da yemek yerken kendileri yutarlar. Bu dönemde diş kaşıntısı çok fazla olduğu için bulduğu her şeyi kemirecektir. Siz kendisine zarar vermemesi için potansiyel olarak kemirebileceği her eşyayı, sanki evde emekleyen bir çocuk varmış gibi düşünüp ortadan kaldırmalısınız.

  Bu dönemde onun kemirmesi için hazır ürünler verebilirsiniz. Kalın halat şeklinde, düğümlenmiş, uçları püsküllü olan diş ve oyun ipleri, doğal malzemelerin işlemden geçirilmesiyle elde edilmiş yapma kemikler kullanabilirsiniz.

  Sanılanın aksine köpeklerde diş bakımı da gereklidir. Yani onların da dişlerinin fırçalanmasına ihtiyaç vardır. Normalde tartar oluşumu 1,5 yaşından sonra başlar. Fakat daha yavruyken, fırçalamaya alıştırmak gerekir. Bu işleme en küçüklerinden çocuk diş fırçası veya köpekler için hazır satılanlardan temin ederek başlayabilirsiniz. Öncelikle diş fırçasını ıslatarak alıştırıp sonra da köpek diş macunu ile devam edebilirsiniz. Fırçalama aynı bizde olduğu gibi yukarı aşağı ve daha az olarak da sağa sola doğru olmalıdır.

  Tabi ki köpeklerin dişleri sadece fırçalanarak temizlenemez. Bunun için yukarıda diş kaşıntısı dolayısıyla kullandığınız yardımcı malzemeler ve yöntemlere ilave olarak özel olarak tartar temizliği için üretilmiş mamaları da verebilirsiniz.

  Sosyalleşme ve Sosyalleştirme
  Köpekler sosyal canlılardır ve her zaman yeni dostluklar kurmaya heveslidirler. Meraklı ve öğrenmeye aç bir şekilde tecrübe ettikleri her şeyi hafızalarına kayıt ederler. Bu çok önemli dönemde karşılaşmadıkları ya da kötü tecrübe ettikleri her şey, onlar için erişkin yaşamlarında, korkuyla tepki verdikleri davranışlara dönüşebilir. Bu nedenle özellikle 1.5 - 3 ay arasındaki ana sosyalleşme dönemi köpeğin psikolojik dünyasında çok büyük bir önem taşır.

  Köpek yavrularının dünyaya insanlar ve yaşadıkları çevre hakkında bilgi sahibi olmadan geldikleri unutulmamalıdır. Bu nedenle köpekler; her türlü insanla (kadın, erkek, çocuk, yaşlı…), hayatları boyunca karşılaşabilecekleri diğer evcil hayvanlarla (kedi, köpek..), her çeşit taşıtla (otobüs, araba, bisiklet…) bu aylarda tanıştırılmalı ve çağrışımlarının daima pozitif olmasına dikkat edilmelidir.

  Köpeğiniz size ve yeni çevresine alıştıktan sonra, onu diğer canlılarla tanıştırmalısınız. Çocuklar ve diğer insanlarla kontrolünüz altında oyun oynamasına ve dostluklar kurmasına izin verin. Aşıları tamamlandıktan sonra dış çevreyi tanımalarına olanak sağlamalısınız. Diğer köpeklerle kontrollü bir şekilde oynamasına izin vererek kendi türü arasındaki doğal ve sosyal davranışları öğrenmesine yardımcı olmalısınız. Yavru köpeğinizi çok uzun süre yalnız bırakmayın. Bu ona aşırı stres yükleyecektir. Kalabalık caddelerde gezdirerek çevresini kabullenmesini sağlayın. İlk başlarda havlayarak kalabalığa tepki verecektir. Ancak bir süre sonra onları kabullenecek ve yürürken diğer insanları rahatsız etmeyecektir.

  Ancak unutmayın ki; sosyalleştirilmeyen köpekler insanlara ve diğer hayvanlara karşı saldırgan ve güvenilmez olacaktır.

  Beslenme
  • Yetişkin bir köpeğin gıdasında yüksek oranda protein, karbonhidrat ve yağ bulunmasına dikkat edilmeli
  • Günde bir ya da iki öğün beslenmeli
  • Temiz su sürekli bulundurulmalı
  • Aktivitelerden hemen önce ve sonra yemek vermemeli
  • Özel faaliyetleri olan bir köpekse (koşucu, polis köpeği, av köpeği vb.) uygun diyetler hazırlanmalı ve gerekli takviyeler yapılmalı. Bu amaçla yoğun aktivite sırasında vücudu gerek duyacağı oksijen ve demir ihtiyacını karşılanmak amacı ile uygun oranlarda E vitamini ve Selenyum gibi elementlerin takviyesi faydalıdır.
  • Kalsiyum ve fosfor oranının dengeli olmasına dikkat edilmelidir. Aşırı ve oransız kalsiyumun kireçlenmelere neden olabileceği unutulmamalıdır.
  • Irkına özgün erişkin ağırlığının korunmasına dikkat etmeli aşırı kilo alması veya aşırı zayıflaması önlenmeli
  • Sindirilebilirliği yüksek gıdalar tercih edilmeli
  • Selülozun gıdasında yeterli bulunmasını sağlamalıdır. Böylece bağırsakların rahat çalışması sağlanacağı için sindirim sistemi hızı artırılmış olacaktır. Ayrıca selüloz doygunluğu artıracağından gıdasında yeterli oranda bulunması faydalı olacaktır.
  • Gıdasında yeterli düzeyde vitamin ve mineraller bulundurulmalıdır.
  • Köpeklerin sindirim sisteminin laktozu (süt şekeri) sindiremediği dikkate alınmalı ve gıdasında bulundurulmamalıdır.
  • Gıda değişimi yapmanız gerektiğinde değişimi ani olarak değil yavaş ve günlük artırımlar şeklinde yapmanız sindirim sisteminin adaptasyonu için önemlidir.
  • Günümüzde yetişkin köpekler için profesyonel mama firmaları tarafından köpeğinizin ırkına özgün boyutları üç ana sınıfa ayrılarak tüm gereksinimi olan temel besin maddelerini yeterli ve uygun oranlarda içeren pek çok mama bulunmaktadır. Bu amaçla ; Küçük ırk yetişkin köpek mamaları Orta ırk yetişkin köpek mamaları Büyük ırk yetişkin köpek mamaları bulunmaktadır. Yüksek aktiviteye sahip yetişkin köpekler için ‘performans‘ Alerjik yapıda ki köpekler için ‘lamb & rice‘ Metabolik hastalığı olan köpekler için de çeşitli ‘prescription‘ mamalar bulunmaktadır.

  Tuvalet Eğitimi
  Tuvalet eğitiminde bütün mesele şartlandırmadır. Bunun için ödüllendirme yöntemini kullanabilirsiniz. Eğitim için öncelikle köpeğinizin çiş ve kaka yapacağı yeri belirleyin. Bu amaçla seçtiğiniz yerin fazla ayak altı olmamasına ve yemek ile su kabından uzak olmasına dikkat edin. Daha sonra seçtiğiniz yeri gazete kağıtları ile kaplayın. Köpeğinizin çiş ve kaka zamanları genel olarak yemek sonrası, oyun sırasında, uykudan kalktıktan sonra veya su içtikten sonradır. Bu zamanları takip ederek onun çiş ve kaka için etrafı koklayıp kendi etrafında sık sık dönmeye başladığını gördüğünüzde alıp onun için seçtiğiniz yere götürün ve başında bekleyin. Seçtiğiniz yere çiş ve kakasını yaptığında severek ödülünü verin.(Köpek çikolatası veya bisküvisi gibi).

  Sizin istemediğiniz bir yere yaptığında sert ve otoriter bir sesle azarlayın ancak daha aşırı tepki göstermeyin. Sizi anlayacağından kesinlikle emin olabilirsiniz. Unutmamanız gereken bir şey de onun çok küçük olduğu ve çişini ya da kakasını uzun zaman tutamayacağıdır. Bu nedenle çiş ve kaka için ayrılan yere yetişemeyebilir. İkinci önemli nokta ise öğrendiğini yaşının küçüklüğünden dolayı çok çabuk unutur. Öğrendiklerini pekiştirebilmek için en az 15 gün eğitimi aksatmadan devam ettirin.

  EĞİTİM KOLAY OLSUN DİYE YEMEK, SU VERMEMEK VEYA ÇİŞ KAKA YAPMASI GEREKEN YERE KAPATMAK GİBİ SAĞLIKSIZ YÖNTEMLERE KESİNLİKLE BAŞ VURMAYIN...

  Notlar
  • Yüksek sesler, kalabalık ve çocukların onu sevmek için yakalamaya çalışmaları gibi faktörler ilk günlerde köpeğinizin korkmasına neden olabilir.
  • Köpeğinize evde sıcak ve hava cereyanından uzak bir yaşam alanı sağlayınız. Köpeğiniz bu alanı uyumak ve dinlenmek için kullanacak ve burada kendini güvende hissedecektir. Bu alan bir kapısı olan kapalı bir kutu ya da yuva olabilir. Bunun dışında yere koyacağınız onun boyutlarına uygun bir yatak ya da sepet de olabilir.
  • Yavru bir köpek günün büyük bir kısmını uyuyarak geçirir. Hatta bazen deyim yerindeyse “ölü gibi uyur”. Çünkü uyku da yavru için büyük bir gereksinimdir. Bazen köpek sahipleri bu durumdan telaşlanıp köpeğinin hasta olduğunu zanneder. Ancak endişe etmeyin. Bu durum çok normaldir.
  • Köpeğinizi yerinden zorla çıkarmaya çalışmayın. Eğer orada durmak istiyorsa bırakın kalsın. Kendi istediği zaman zaten çıkacaktır. Çocukların onu orada sıkıştırmasına ve kızdırmasına izin vermeyin.
  • İlk günlerde bütün evi kullanmasına izin vermeyin. Hem ortama yabancı olduğundan hem de ev ona başlangıçta büyük bir alan geleceğinden korkacaktır. Aynı zamanda bu olay tuvalet eğitimi açısından da yanlış bir davranıştır. Köpeğinize evinizi sizin gözetiminiz altında yavaş yavaş tanıtmalısınız. Kullanmasını istemediğiniz alanları (yatak odanız, mutfak…) ona öğretmelisiniz.
  • Evde yanlış bir davranış yaptığında biri ona kızdıysa, diğer bir kişi gidip onu sevmemeli ve onla ilgilenmemelidir. Çünkü bu davranış köpeğinizin gelecekte kızan kişinin sözünü dinlememesine ve şımarmasına neden olacaktır. Şımarık bir köpek söz dinlemez ve kendi kafasına buyruk yaşar. Böyle bir şeyle karşılaşmak istemiyorsanız daha ilk günlerden tedbirinizi almalı, köpeğinize ondan üstün olduğunuzu, onun sahibi olduğunuzu ve sözünüzü dinlemesi gerektiğini hissettirmelisiniz.